

14 Şubat arefesi, çok yakın bir dostumla beraber, nezih bir akşam yemeği için rotamızı Galata’daki Robin’s Kitchen’a çevirdik.
Beyoğlu’nun parke taşlı sokaklarından birinde yer alan restaurant, giriş katıyla, tipik bir İtalyan trattoriasını andırırken, binanın en üst katında yer alan diğer kısmı ise, inanılmaz Galata Kulesi ve İstanbul manzarası ile romantik akşam yemekleri için ideal…
Menüsünde İtalyan, Fransız ve hatta Lübnan mutfaklarından lezzetlerin yer aldığı Robin’s Kitchen’da Kars gravyeri ile servis edilen soğan çorbası, kestane çorbası gibi sıcak girişlerin yanı sıra, bıldırcın, uykuluk, et tartar gibi soğuk lezzeler de yer almakta. Havanın sıcak olması neticesinde, antre tercihimiz lagos karpaçyo ve humuslu kabak oldu. Genelde çiğ balık sevmem ancak üzerinde havyar ve limon vinaigrette ile servis edilen bu incecik karpaçyo mükemmeldi.
Humuslu kabak, görünümü itibariyle çok şık durmasına rağmen, açıkçası, tat konusunda beni hiç heyecanlandırmadı. Humus diye adlandırılan tahinli sos üzerinde, çiğ kabağın anlamını çözemedim. Ama tabakta şahane gözüktüğünü itiraf etmek lazım.

Ana yemek olarak, porçini püresi yatağında ördek göğsü ve trüflü fettucini aldık. Kanatlı hayvanların göğüs etleri genelde sert olur. Çok dikkatli bir marinasyon gerektirir ki, yenebilecek yumuşaklığa erişsin. Maalesef ördek leziz olmasına rağmen, olması gerektiği kadar yumuşak değildi. Fettucine’ye gelince; makarnayı tam olarak “al dente” sevdiğim için, özellikle Türkiye’de sipariş verirken, “aman aynı İtalya’da olduğu gibi az pişmiş olsun”diye üzerine basa basa vurgulamama rağmen, o makarna önüme lapa misali gelmezse olmaz ! Burada da aynı şekilde geldi ancak bir çatal aldıktan sonra, garsonumuza şikayetimi iletince vallahi ben daha gözümü kırpmadan, önümdeki tabak alındı ve bir kaç dakika sonra, olması gerektiği şekilde tekrar servis edildi. Sosuna gelecek olursak: BAYILDIM. Krema ve parmesanın muhteşem uyumu kesinlikle yadsınamaz.

Bu yemeğimizde eşlikçimiz, Turasan markasının, 2012 rekoltesi Seneler Öküzgözü oldu. Sadece üzüm kalitesinin iyi olduğu yıllarda üretildiği için, SENELER adı verilen bu şarap, öküzgözüne has dolgun ve gövdeli yapısıyla madalyalı şaraplarımızdan bir tanesidir.
Bence Robin’s Kitchen deneyimimizin en muhteşem kısmı, tatlılar oldu. Böğürtlen sorbe, pancar turşusu yoğurt mus üzerine çikolata tozlu siyah çikolatalı mus, önce acaba “patates dilimi mi var” diye bizi hayrete düşürdü ancak tadı bir efsaneydi. Diğer tatlımızsa, yine böğürtlen sorbeli, crème brulée oldu. Kabuğu gayet çıtır karamelize olmasına rağmen, içi biraz cıvık gelse de, tadına doyum olmadı. Doğruya doğru !

Muhteşem Galata Kulesi ve tarihi yarımada manzaralı bu restaurant hem romantik buluşmalar hem de iş yemekleri için ideal. Yaz aylarında üstünün açılması ile daha da güzel olacağına inanıyorum. Hava almak ve fotoğraf çekmek isteyenler için fırdolayı balkon emrinize amade…

Galata’da olduğu için arabasız gitmenizi öneriyorum. Zira güzel bir gecenin ardından, dar ve edir kudur yollarda cambazlık yaparak keyif kaçırmaya hiç gerek yok!
Hafta sonları bir hayli dolu olan mekana rezervasyon yaptırmak şart!
Genel olarak, ambians & manzara harika, yemekler orta üstü (beklentim çok yüksek olduğu için yoksa birçok yerden daha iyi), servis ilgili, şarap menüsü başarılı…

İletişim detayları:
Adres: Şahkulu Mahallesi, Galip Dede Caddesi, No 56,
Galata, Beyoğlu
Telefon: 0212.988.15.46
Sevgilerimle,