
Paris’te Leziz Ördeğin Adresi
Montmartre… Butik restaurantları, kitapçıları, hediyelik eşya dükkanları ile bohem havasından hiç bir şey kaybetmeden yoluna devam ediyor. Tepenin hemen altında yer alan 9. Bölge ise, Place de Clichy’si (bir zamanların Amsterdam Red Light Districti) Moulin Rouge’u ile hafızalarda yer etmiş. Geçirmekte olduğu renovasyon çalışmalarında otantik dokusunu kaybetmeyen mahallede yer alan LE PETIT CANARD, yerel halkın bildiği gözlerden uzak ama çok keyifli bir lokanta.

Geleneksel, basit ve özenli mutfak…
Gaud Ana’nın Haute Savoie Bölgesi’ndeki organik çiftliğinden temin edilen ördekler, mottosu, “geleneksel, basit ve özenli mutfak olan” Le Petit Canard’da değişik tatlarda karşımıza arzı endam ediyorlar.

Le Petit Canard’da yemek yemek bir ritüeldir…
Topu topu 10 masanın olduğu mekan için rezervasyon şart. Saat 19.00 itibariyle servise başlayan restaurantın ambiyansı aile ortamı gibi. Bir aşçı ve iki garsondan oluşan ekip, inanılmaz bir hızla tüm geceyi kotarıyor. Burada önemli bir noktaya değinmek istiyorum zira istisnasız tüm seyahatlerimde, Türkler’den duyduğum servis yavaşşşş! yakınmasından bıktım artık.
Konuya şu şekilde yaklaşmanızı rica ediyorum. Birincisi, Avrupa ülkelerinde (gelişmiş olanlarda tabii) aylık asgari ücret 2.000 Euro civarı ve sigorta mecburiyeti var. İşçi almak kolay ama çıkartmak çok zor. Dolayısıyla, bir işletmenin su için ayrı, ekmek için ayrı garson tutması mümkün olmadığından, işçi haklarının yerlerde süründüğü canım vatanımdaki hızlı ve çok sayıdaki garsonu beklemek abesten öte değil. Gelelim ikinci hususa; yemek mi yiyoruz yoksa tıkınıyor muyuz bir de ona açıklık getirelim. Yemek yemek bir ritüeldir. Amacınız, dostlarınızla, sevdiklerinizle hem keyifli vakit geçirmek, hem de güzel bir yemek yemekse o zaman servisin jet hızında olmaması gerekir. Şahsen ben, daha antremi bitirmemişken, başımda dikilen garsonlara illet olurum. Amacı sadece karnını doyurmak olanları fast food zincirlerine alalım. Hem onlar mutlu olsun hem de tıkınmaktan ziyade keyif sürmeyi seven bizler!
Neyse, Le Petit Canard’a dönelim.

Le Petit Canard… Küçük ördek
İsmi “Küçük Ördek” manasına gelen mekanın dekorasyonunda da ördekler baş köşede. Tavanda ördek patileri, duvarlarda resimleri, çeşitli biblolarla döşenmiş mekanda, önceden aldığımız duyumlar neticesinde, giriş yemeği almadan direkt ana yemeğe odaklandık. Ancak antre olarak neler var derseniz, şöyle sıralayım:
- Burgonya salyangozu,
- Porto ve konyakta marine ılık kaz ciğeri,
- Kaz ciğer dolgulu kemiksiz bıldırcın
- Soğan çorbası
- Ilık keçi peyniri salatası
- Ördek etinden şarküteri tabağı (füme, sosis, köfte)
Ana yemeklerde ise,
- Patates püresi, kestane, mantar ve yeşil fasulye yatağında ballı susamlı sosla servis edilen ördek (julyen kesim)
- Patates ve kestaneli portakallı ördek,
- Savoie usulü polenta yatağında ördek butu yahnisi
- Sote patates, mantar ve yeşil fasulye eşliğinde ördek tartar (ağır gelir tavsiye etmem)
- Sote patates, kestane ve yeşil fasulye eşliğinde ördek but mekanın spesiyaliteleri.
Tercihimiz mekanın klasiklerinden portakallı ördek ve ördek but oldu. Beyaz porselen tabaklarda, fazla karıştırmadan, mönü kitapçığının kapağında da yazdığı şekilde, basit ama özenli tabaklarımıza, özellikle ördek vb etler için mükemmel bir seçim olan Loire bölgesi üzümlerinden mamül , Auchere teruarından 2014 rekoltesi Sancerre eşlik etti.

Kestane ile ördeği mutlak beraber denemenizi tavsiye ediyorum. Bira ile çok güzel bir ikili olan kestane, ördekle de nefis oluyor.
Biz hem yer hem de fotoğraf çekerken, mekanın işletmecisi hanım ile koyu bir sohbete başladık. Günlerdir kokusunu aldığım ama emin olamadığım bir şey de Fransa’da işletmelerin pazarlama faaliyetlerinde Instagram’ı çok çok nadir kullanmaları. Hatta yerel halkın haberi yok bile diyebilirim. Bu teşhisim de doğru çıktı. Belki daha fazla müşteri istemediklerinden, belki de tabiri caizse tok satıcı olduklarından, blog konsepti de çok gelişmemiş. Tabii ki bir web siteleri var. Hatta gururla, Trip Advisor’da 4,5* yıldız aldıklarını da söylediler ki bence hak ediyorlar.
Mekanın yavaş yavaş boşalmasıyla, diğer garson hanım da bize katıldı. Bu sohbetleri boşuna yapmadık tabii ki, bize parizyenlerin tercih ettikleri, gözlerden uzak mekanları tavsiye ettiler. (o mekanlar da yakında blogda). Bu arada, tatlılarımıza sıra geldi. Hanımların tavsiyeleri ile, Fondant au chocolat (içi sıcak çikolata dolgulu kek) ve tabii ki crème brulee ile çatlama sınırlarını zorladık.

Tipik bir ördek yiyelim ama servet ödemeyelim!
Mekanın sahibinin de gelmesiyle, sıra tüm yemekleri hazmetmenin tek kuralı olan digestiflere geldi. Ev yapımı Normandiya Bölgesi’nden güzel bir Calvados ikram eden patron ve çalışanları ile sohbetimiz metro ve otobüsleri kaçıracak kadar uzadığından, mekanı beraber kapatarak geceyi sonlandırdık.
Uzun lafın kısası, eğer 18 veya 9. Bölgedeyseniz, tipik bir ördek yemek isterseniz ama “bu yemek servete mal olmasın” derseniz o zaman Le Petit Canard’ı kesinlikle deneyin derim. Güzel bir ayrıntı, İngilizce mönüleri de var. Böylece, klasik dil problem yaşamazsınız. Aman rezervasyon yapmayı unutmayın!
Mekan hakkında Trip Advisor’daki yazımı görüntülemek için buraya tıklayın:
Le Petit Canard
19, rue Henry Monnier
75009 Paris
Tel: 01 49 70 07 95
Metro: Pigalle [2,12] / Saint-Georges [12]
Sevgilerimle,