
Güzel İstanbulumuzda her ay yeni bir işletme açılıyor, demiştik. Bunlardan bir tanesi de Kasım ayında kapılarını açan Madeo İstanbul.
Karaköy’ün en civcivli caddesinde, eski Sofra Restaurant’ın yerinde açılan mekana Aralık ayının ilk haftasında gittim.
Dekorasyon ve barının gerçekten göz alıcı olduğu bu mekan, kanımca kuvvetli mutfağı ile İstanbul’daki diğer İtalyan restaurantları arasından sıyrılacak. Sigara içilebilir bölüm olarak düşünülen kış bahçesi de ayrı bir keyif….

Fine dining konseptinde klasik İtalyan lezzetlerini tadabileceğiniz restaurantın hayli geniş bir şarap listesi mevcut.
Dört arkadaş ziyaret ettiğimiz mekanda bakın neleri sevdik.
Antre olarak, karışık İtalyan soğuk meze tabağı (antipasti misti), dana karpaççio (carpaccio di manzo), kalamar ve kabak kızartması (calamari & zucchini fritti) beklentilerimizin ötesindeydi.

Ana yemek olarak, şnitzelin babası Cotelatta Alla Milanese (Milano usülü bonfile), Pizza ai 4 formaggi (4 peynirli pizza ki kullanılan tüm peynirler orjinal tarife uygun İtalyan peynirleriydi. Bunun altını çiziyorum zira, Türk peynirleri de çok çok lezzetli olmasına rağmen, kusura bakmayın ama her şeyin bir usülü var. Bizim Erzincan tulumu, Kars gravyeri ile pizza olmaz.)
Salmone grigilato (ızgara somon) ve Risotto ai porcini (porçini mantarlı risotto) hakikaten enfesti.

Bu güzel yemeklere eşlikçi olarak Kayra’nın San Giovese üzümlerinden mamul, Vintage şarabını seçtik. Olması gerektiği ısıda servis edilen bu şarap da bizden geçer not aldı.

Tatlı olarak Panna Cotta ve favori tatlım Tiramisu aldık. Her iki tatlı da son derece lezzetliydi. (Meraklısına: Tiramisu Napoletanadan gelir. Esası tirare me su : beni yukarı çek / yani mutlu et anlamındadır). Gerçek Mascarpone peyniri ve Marsala şarabı kullanılmış olan Tiramisu.

Bir lokantaya gittiğimde en dikkat ettiğim şeylerden bir tanesi de müessesede Türk kahvesinin olup olmadığıdır. Bundan 5-6 yıl önce, Türk kahvesi var mı dediğimde “ama burası İtalyan restaurantı” diyen garsona, “Oğlum burası da Misak-ı Milli sınırları” dediğimi çok iyi hatırlıyorum… Allahtan bir çok firmanın Türk kahvesi makinası çıkarmasından itibaren bu tip züppeliklerle pek fazla karşılaşmıyorum. Tipik bir kahve canavarı olduğumdan, önce bir espresso ardından orta Türk kahvesini hüplettikten sonra, karnım doymuş sırtım pek şekilde mekandan ayrıldım.
Tüm yemek boyunca, garsonların hızlı ama profesyonel servisleri, masa düzeni, temizlik kurallarına harfiyen uyulması eh tabii ki lezzetli yemekler ile Madeo, sevdiğim restaurantlar arasında yerini aldı bile.
Gece saat 23:00 itibariyle club olan Madeo’ya rezervasyonsuz giderseniz kapıda kalacağınız garanti. Zira DJ performanslarının yanı sıra, salı, çarşamba ve perşembe geceleri canlı müzik var.
Sevgilerimle,
önce Emre Ertürk’ü, 2. olarak ta bu yazını okudum. Süper, eline sağlık çok güzel bilgilendiriyorsun canım. Çanta fiyatlarını da yazdığın iyi olmuş, restoranlarda da aynısını yapabilirsin köşe yazarlarının yaptığı gibi aşağı yukarı şu kadar hesap geliyor, gittiğinize değer gibi… İyi gezmeler, çok öpüyorum:))