
Deniz Kızlarının Yuvası ve Sanat Köyü
Sorrento’da erken kalkın… Şöyle güzel bir sabah kahvesinin ardından üçüncü gün programı için ver elini Ravello…
Sorrento’dan Ravello’ya ulaşım için birçok seçenek var: Özel araç, otobüs ve taksi ile feribot. Aralarında en güzeli tabii ki rezervasyonlu taksi. Fiyat olarak tek yön 150-200 Euro civarı. Ss163 karayolundan 38 km… Bir diğer alternatif yine Amalfi’ye feribotla gidip oradan taksiyle 7 km. mesafedeki Ravello’ya geçmek.

Denizden 375 metre yükseklikte konuşlanmış minicik bu kasaba neden mi ünlü? Tabii ki diğer Costiera Amalfitana kasabaları gibi, minik dar sokakları, birbirinden güzel el yapımı seramikleri ve daha da önemlisi klasik müziğin ve edebiyatın önemli bir adresi olması nedeni ile…
“Lady Chatterly’nin Aşığı” nı Ravello’da yazan D.H. Lawrence, klasik müziğin ağır topu Richard Wagner, 31 yaşında ilk kitabını burada yazan Andre Gide, Virginia Woolf ve daha niceleri Ravello’nun hayranları. Sanat burada o kadar önemli ki her sene Temmuz-Ağustos aylarında “Ravello Müzik Festivali” dünyadan binlerce kişinin katılımı ile yapılıyor. Benim gibi caz ve klasik müzik severlerin kaçırmaması gereken bir festival.
Ravello’da alışveriş öncesi görülmesi gereken mekanlardan ilki pek tabii ki de Il Duomo. Ana meydan Piazza Vescovado’da yer alan kilise, özellikle bronz kapısı ve burada gerçekleşen romantik düğünleri ile ünlü.

Ardından, hemen yanında yer alan, bir zamanlar Amalfi sahillerinin en pahalı villası olan Villa Rufolo, Wagner’e çığlık attırıp “evet evet şimdi yazabilirim” dedirttiği mekan. Özellikle rengarenk çiçeklerle kaplı bahçesi mutlak görülmeli.

Sonsuzluk terasında (Terrazza dell’Infinito) heykellerin yer aldığı, Akdeniz’e kuşbakışı nefis manzarasıyla, bugün 5* otel olan Villa Cimbrone ise görülecek son mekan… Villanın bahçeleri halka açık, bu nedenle, 7 Euro’uk giriş ücreti değer mi, değer. Haa bir de otelin içindeki Il Flauto di Pan 1 Michelin yıldızıyla gurmelerin tam da keyif yapacakları bir restaurant…

Ravello’da, Vescovado Meydanı’nda yer alan cafelerde minik Affogato (içine bir top dondurma konulan kahve) veya lokal şaraplardan Selva delle Monache beyaz şarap molası sonrası alışveriş zamanı.
“Satın almadan Costiera Amalfitana’dan dönülmez” dediğim, hepsi birer sanat harikası olan el boyaması seramiklerden ister masa, ister duvar panosu ister minik salata kaşıkları yani aklınıza gelebilecek her türlü eşya mevcut… Nasıl taşırım vs. gibi minik soruları aklınıza takmayın. Adrese teslim şeklinde çalışıyorlar. (15 yıl önce aldığım seramik tabaklar hala solmadı hem de her sabah kahvaltıda cayır cayır kullanmama rağmen)

“Ravello’yu gezdik. Keyfimizi yaptık, biraz da deniz” derseniz o zaman Ravello’nun biraz aşağısında kalan Castiglione di Ravello plajı tam size göre. Konum itibariyle güneşin erken batması yüzünden Ravello’da deniz keyfi sabah yapılmalı. Haa bir de geri tırmanılacak 186 basamağı unutmayalım.

186 basamakla uğraşamam diyenler içinse, Positano vakti. Ya özel arabanızla karayolundan ya da yine Amalfi’den feribotla Positano’ya geçebilirsiniz.

“Only You”, “Under the Tuscan Sun” gibi romantik komedilerin platosu olan Positano dimdik yokuşları, daracık sokakları, sanat galerileri ve minicik butikleriyle ressam fırçasından çıkmış gibi. Kasabanın en ve tek tarihi mekanı tabii ki kilisesi.
Yapı olarak çok romantik değilimdir ama “Only You” filmine (ve daha nicelerine) plato olmuş Le Sirenuse benim favorim.
Positano dik ve daracık yokuşları ile, bir hayli yorucu. O yüzden sağlık ve yaş nedeni ile güçlük yaşayanlara pek tavsiye etmem. Haa görmesinler mi???? Olmaaaaazzzz. Tabii ki Positano’ya kuşbakışı bakan Le Sirenuse’ün havuzunun başında soğuk şaraplarını yudumlayıp, yemyeşil kütür kütür zeytinlerini tadarak, enfes manzaraya karşı keyif yapabilirler. Balayı için bu bölgeye gideceklere ise bu otelin Incanto Suite’ini kesinlikle tavsiye ederim.

“Sabah plaj yapalım” derseniz, o zaman Positano’do ilk akla gelen Spiagge Grande, ama inanılmaz kalabalık o nedenle pas geçin derim. Başka bir alternatifse, Da Adolfo restaurantın botuyla gidebileceğiniz Laurito. Bu restaurantta limon yaprağında ızgara mozzarella yemenizi tavsiye ederim. Bir de mutlak Gelateria Buca di Bacco’da limonlu ve kavunlu dondurma yiyin.
“Akşamı Positano’da geçirelim” diyenler için Il Rotrovo, klasik İtalyan mutfağıyla; muhteşem manzarası ve yemekleriyle Covo Dei Saraceni otelin fine dining restaurantı Il Covo, pizzalarıyla ünlü La Taverna del Leone ve rafine deniz ürünlerinin mekanı Rada doğru seçimler olacaktır.

Çok yorulduk diyenler ve de arabası olmayıp, motor kullananlar içinse, Sorrento’ya dönüş mecburi. O zaman şahane Vezüv manzarası ve deniz ürünleri ile ünlü romantik Ristorante Bagni Delfino, sahildeki Chef Squillante al Ghibli, La Terrazza Marziale leziz İtalyan mutfağını tatmak için birebir.

Tatlı severler için Pasticceria Don Peppe’de Delizia al Limone (limonlu kek) denenmesi gereken en önemli tatlardan biri…
Napoli yazımda bahsettiğim üzere, Costiera Amalfitana kıyıları için en az beş gün hatta bir hafta ayırmanızı tavsiye ediyorum. Yazılarımda detaycı olduğum için, bu turu üç ayrı bölümde yazmayı istedim.
Üçüncü ve son bölüm olan aşk ve lüks adası Capri, sarp kayalıkları ve kuşbakışı manzarasıyla Ischia ve bölgenin en büyük şehri Salerno’da görüşmek üzere…