
Malum, elbirliği ile, canım İstanbul’un havasını son 10 yılda gaz odasına çevirdiğimizden, ne zamandır şöyle güzel bir kar yağmıyordu. Şehrin dağ başı diyeceğimiz noktalarından birinde ikamet ettiğim için, kar yağdığında, kitaplarım, kahvem ve battaniyem ile zarf pul misali bütün olurum.
Bu puslu havada okumayı en sevdiğim kitap türü de tarihi polisiyelerdir. Dokuz yaşındayken tanıştığım bu tür, o günden bu yana tercihlerimin başında gelir. İflah olmaz bir Agatha Christie manyağı şeklinde, yazarın tüm kitaplarını üç dilde okuyup ezberden yazacak kıvama geldiğimden, yeni yazarlar keşfetmek benim için mecburi oldu ve sonunda Anne Perry ile yollarımız 14 yıl önce kesişti.
Genelde yazarların bir ana karakteri olmasına rağmen, Anne Perry de tıpkı Agatha Christie gibi kitaplarını iki ana seride toplamış. Victoria ve Edward dönemi İngiltere’sinde geçen hikayeleri ister Thomas & Charlotte Pitt ile, ister Willam & Esther Monk serisiyle takip edebilirsiniz. Maalesef daha Türk yayıncılarının dikkatini çekmemiş yazarın şu ana kadar Pitt serisinde 31, Monk serisinde 24 kitabı var. Bilimsel kriminolojinin olmadığı, bir kıldan adamın seceresinin çıkarılamadığı zamanlarda geçen kitaplarda esasen hem dönemin ayrıntılı toplumsal tasviri hem de akıl yolu ile olayları süzgeçten geçirerek nasıl sonuca ulaşıldığı Anne Perry’i benim için büyük usta Agatha Christie’den sonraki ikinci sıraya yerleştiriyor.

Her kitap kendi içinde bir roman olmakla beraber, naçizane tavsiyem, kitapları kronolojik sırayla okumanız zira, bazen eski öykülere atıflar var. Ama bir tanesini okuyup da bakayım derseniz o zaman bence serilerin en iyisi, Pitt serisinin ilk kitabı” The Cater Street Hangman” (bulamazsanız son dönemden Death on Blackheath) ile keşfe başlayın derim.

Yazarın bir diğer serisi ise, Birinci Dünya Savaşı’nda geçen, şartlar gereği casusluk yapmak zorunda kalan bir ailenin hikayelerinin anlatıldığı beş kitaplık seri. “No Graves as Yet” adlı kitap ile başlıyor ve güncel İngilizcesi ile sıkılmadan okunuyor.

Anne Perry her sene, Aralık ayı başında, sadece Noel’de geçen cinayetlerin konu edildiği bir kitap çıkartır. “Christmas Series” adlı bu kitaplar da kahve ile (dileyene şarap tabii ki) lapa lapa yağan kar eşliğinde mükemmel gidecektir.

Yazarı hem İngilizce hem de Fransızca okuyorum. Ama dileyenler Almanca, İtalyanca ve İspanyolca çevirilerini yurtdışından temin edebilirler.
Yazar ve kitapları hakkında detaylı bilgi için
Anne Perry linkini ziyaret edebilirsiniz.
Sevgilerimle,
Vakko’yu bilirsiniz, mağazalarında çok güzel ve kaliteli ürünler bulunur. Ama çok pahalıdır, hatta çok çok pahalıdır.. “Parası olmayan girmesin” politikası vardır. ve fiyat etiketiyle müşterisini belirler. Bu yazı da ona benzemiş. bakın ben hem İngilizce hen de Fransızca okuyorum, o yüzden de size de Türkçe baskıları bile bulunmayan bir yazarı öneriyorum. Okuyabilmek için ya ingilizce ya da Franszıca öğrenmelisiniz. Vakko tarzı olmus 😉
Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Vakko vb mağazalarda satılan eşyalar ile, kitap ve içindekileri bir tutmanız açıkçası beni hayrete düşürdü. Vücudun perdesi ile ruhun gıdasının aynı kefeye konması ise üzdü. Burada amaç benim yabancı dil konuştuğumun altını çizmek değil, Türkçeye çevrilmemiş kitaplar hakkında bilgi vermem. Burası sosyolojik analiz yapılarak sadece belirli bir zümreye hitap eden bir platform değil ki. Tam tersi bir paylaşım bloğu. Neden sadece ve sadece Türkiye’de mevcut bir konu, olay vs ile sınırlı olsun ki??? Ne güzel işte, dil bilen ama bu yazarı tanımayan gider alır okur (ki bu konuda çok güzel geri dönüşler aldım) bilmeyen de en azından bak bir de böyle bir yazar varmış diye en azından bir fikre sahip olur.
Dediğiniz şekilde, sadece Türkiye ile sınırlı kalma veya alım gücü vb mantığından yola çıkarsam, o zaman hiç bir konseri, seyahati, yemeği, alışverişi vs paylaşmamam gerekir. Malum, o seyahatleri yapamayan, o çantayı alamayan, o restauranta gidemeyen vs vs vs milyonlarca insan var. Hatta ve hatta işi daha ileri götürelim, bloglar da kaldırılsın sonuçta, insanlar bloglarda yaşadıklarını paylaşıyorlar. Gün gelir, siz burada bir şey tavsiye edersiniz ben de yeni bir şey öğrenirim. Önemli olan paylaşarak ufkumuzu genişletmek. Saygılarımla,……