İstanbul trafiği malum, siz arkadaşlarınızla sözde saat 19.00’da buluşacağınızı sanırken, trafik şeytanı sinsi sinsi güler sizin bu planınıza…Bu yüzden “trafiğe kalmadan aman bir an evvel varayım” telaşıyla, randevu saatinden çok önce Beyoğlu’na kendimi atmamın en büyük ödülü, uzun zamandır uğramadığım Pera Müzesi oldu. Bugün için planlarımda yokken tamamen tesadüf eseri girdiğim Müzenin, Cuma akşamları saat 18.00-22.00 arası Happy Hour misali ücretsiz giriş imkanı da ayrı bir hoşluk oldu. Özellikle öğrencilere yönelik bu uygulamayı canı gönülden kutluyorum.
Pera Müzesinin ilk iki katı, Sn. Suna ve İnan Kıraç özel koleksiyonlarına ayrılmış. Müzeyi gezmeye en üst kattan başladım. THAT IS NOT A LOVE SONG / BU BİR AŞK ŞARKISI DEĞİL isimli video sanatıyla pop müzik ilişkisinin konu edildiği sergi, özellikle modern sanatseverlerin ilgisini çekiyor.

Andy Warhol ve onun gibi sanatçıların çalışmalarının yer aldığı serginin, dürüst olmak gerekirse benim tarzım olmaması yüzünden, kısa bir tur sonrası, Müzenin bir alt katında yer alan ÜRYAN / ÇIPLAK / NÜ adlı sergiye indim.

“Nü” resmin, Modern Türk resmindeki gelişimini konu alan sergi, aynı zamanda bu gelişime ayak uydurmuş kartpostalları da barındıyor.


19.yy. itibariyle, örneklerin sunulduğu sergide İbrahim Çallı, Nuri İyem, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Fahrünnisa Zeid gibi sanatçıların yağlıboya çalışmaları görmeye değer… 07 Şubat tarihinde sonlanacak olan bu sergiyi kaçırmadığıma çok sevindim. Tabii görmekte bu kadar geç kaldığım için kendime esef ettiğimden, bundan sonraki ilk süreli sergi olan ve metafizik resim akımının öncüsü, 20. yüzyılın en sıra dışı sanatçılarından Giorgio de Chirico sergisini hemen ajandama not aldım. (24 Şubat’ta başlıyor)
Binanın diğer katındaysa, yine Suna & İnan Kıraç Vakfı Oryantalist resim koleksiyonundan seçkiler ile 17-19 yy. arası elçilerin yaptığı resimlerin yer aldığı “Kesişen Dünyalar” isimli sergi yer almakta….

Hayli yoğun bir diplomasi trafiği olan Osmanlı, Batılılar için hem korkutucu hem de gizemli kimliği ile, her zaman kitaplara, resimlere konu olmuş. İmparatorluğa gelen elçiler maiyetlerine ressamlarını alarak, burada yaşadıkları süre zarfında, edindikleri bilgileri, toplumsal hayatı, deneyimlerini tuvale yansıtmış, böylece geniş bir bilgi dağarcığı oluşturulmuş. Batının Osmanlı’ya bakış açısını yansıtan bu sergi de mutlak görülmesi gereken bir koleksiyon…

Aynı katta yer alan ve Suna & İnan Kıraç Vakfı koleksiyonundan derlenmiş, Osman Hamdi Bey’in yaşamı ve sanatı temalı sergide, sanatçının başyapıtı “Kaplumbağa Terbiyecisi”, yakından gördüğünüzde tüylerinizi ürpertecek kadar etkileyici…

Öyle ki eserin baş kahramanın suratındaki ifade sanki bir resme değil, fotoğrafa baktığınız izlenimi veriyor.
Müzenin koleksiyon sergileri bölümünde “Kahve Molası” isimli Suna & İnan Kıraç Vakfı’na ait, Kütahya çini ve seramiklerinin kahveyle buluşmasını konu alan sergi, binanın birinci katında yer alıyor. 16.yy’dan günümüze kahvenin hikayesinin, çini ve seramiklerle nasıl paralel gittiğini gösterir bu sergi, benim gibi bir kahvesever için gerçekten çok keyifli.

Yenilenerek tekrar sanatseverlerin ziyaretine açılan, Suna ve İnan Kıraç Vakfı “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu” ise, özellikle Anadolu’nun gerçek bir medeniyet beşiği olduğunu gözler önüne seriyor. M.Ö 2000’den günümüze Anadolu’da kullanılmış ağırlık ve ölçü aletlerini kapsayan koleksiyon aynı zamanda Vakfın en büyük üç koleksiyon alanından biri.
Müze Pazartesi hariç hergün saat 10.00-19.00 (Pazar 12.00-18.00, Cuma 22.00’a kadar) gezilebilir.
Pera Müzesi
Adres : Meşrutiyet Caddesi No.65 Tepebaşı Beyoğlu
Tel: 02123349900